Bazı eksiklikler insanın hayatına sonradan girmez; çocukluğun sessiz koridorlarından yürüyerek gelir ve yıllarca onunla birlikte yaşar. Tek Kanatlı Kuş, görünmeyen yasların, adı konulamayan kırgınlıkların ve insanın kendi içinde taşıdığı eksik parçaların izini süren bir deneme.
Bazı yaslar bir ölümle başlamaz. Daha eski, daha derin bir yerden gelirler; insanın içine çocukluğun erken saatlerinde bırakılmış solgun bir gölge gibi. Yıllar geçer, odalar değişir, yüzler değişir, mevsimler birbirinin içinden geçer… ama o gölge yerini terk etmez. Sessizce büyür. Sessizliğin bile yorulduğu bir yerde kök salar.
Belki de bu yüzden bazı ruhlar tek kanatlı kuşlara benzer. Göğün çağrısını duyarlar, fakat hiçbir zaman bütünüyle yükselemezler. İçlerinde sürekli aşağı çeken görünmez bir eksiklik vardır. Ne tam adı konulabilir buna ne de tamamen saklanabilir. Bir bakışın içinde kalmış eski bir kırgınlık, eksik bırakılmış bir sevginin soğukluğu, aileden miras kalan sessiz bir çöküş… İnsan bazen kendi hayatını değil, kendinden önce başlamış bir hüznün devamını yaşar.
Tek kanatlı bir kuşun uçuşunda trajik bir güzellik vardır. Göğe her yükselişinde hafifçe yana düşen o kırılgan hareket… Sanki rüzgâr bile onun eksikliğini bilir. Uçmaz aslında; düşmemeyi estetik bir biçime dönüştürür yalnızca. Ve en derin yorgunluk da burada başlar: sürekli eksik tarafını gizleyerek gökte kalmaya çalışmakta.


İçinden çıkılmayan yaslar da böyledir. İnsan onları unutmaz; zamanla teninin altına yerleştirir. Bir kumaşın içine işlemiş eski bir koku gibi taşır yanında. Geceleri daha çok belirginleşen, sabaha karşı ağırlaşan, aynalarda bile kendini belli eden bir gölge gibi… Bazı yalnızlıkların sesi yoktur; yalnızca insanın içine yavaşça çöken bir ağırlığı vardır.
“Izdırap, mutluluğun asla sunamayacağı büyülü hazzı sunan bir bağdır.”
Çünkü mutluluk gelip geçen bir ışıksa, ıstırap insanın içine yerleşen karanlık bir mimaridir. Yıkarak değil, şekil vererek kalır. Bu yüzden bazı ruhlar, kırık kanatlarının yasını tutarken bile göğe bakmaktan vazgeçmezler. Çünkü insan, en çok da eksik olduğu yerden kendine benzer.
“Çünkü insanın içinde en uzun yaşayan şey, kaybettikleridir. Belki de bu yüzden sadece kaybettiklerimiz sonsuza kadar bize aittir.”
Filiz Nas
20/06/2026
